Seküler, en basit tanımıyla dini kuralların, inançların veya kutsal referansların; devlet yönetimi, hukuk, eğitim, bilim ve kamusal alan gibi dünyevi işlerden ayrı tutulmasıdır.
Köken olarak Latince saeculum (çağ, yüzyıl, bu dünyaya ait olan zaman) kelimesinden gelir. Yani odak noktası “öte dünya” değil, "yaşadığımız somut dünya"dır.
Bir kavram olarak sekülerlik; dinsizlik, inanç karşıtlığı ya da ateizm demek değildir. Aksine, herkesin inancını veya inançsızlığını kendine sakladığı, ortak yaşam alanında ise kararların dini dogmalara göre değil, akla, bilime ve ortak uzlaşıya göre alındığı bir zemini ifade eder.
Günlük Hayattan Basit Örnekler
Kavramı karmaşık sosyolojik terimlerden çıkarıp pratik hayata dökersek:
- Tıp ve Tedavi: Bir hastaneye gittiğinizde doktorun sizi iyileştirmek için dua etmek yerine tıp bilimine, tahlil sonuçlarına ve ilaçlara başvurması seküler bir yaklaşımdır. Doktor kendi hayatında dindar olabilir, ancak mesleğini icra ederken referansı biyoloji ve tıptır.
- Apartman Yönetimi: Oturduğunuz binada aidatların nasıl toplanacağı veya çatının nasıl tamir edileceği konuşulurken kararların kat mülkiyeti kanununa ve çoğunluk kararına göre alınması seküler bir işleyiştir. Kimsenin inancı bu kararları belirlemez.
- Trafik Kuralları: Kırmızı ışıkta durmanın veya emniyet kemeri takmanın gerekçesi dini bir emir değil; can güvenliğini sağlamak, kazaları önlemek ve trafiği düzenlemektir. Bu kural herkes için aynıdır.
- Mahkeme ve Hukuk: Bir davada hakimin kararı sanığın ya da mağdurun inancına göre değil, anayasaya, kanun maddelerine ve somut delillere göre vermesidir.
Sekülerizm ile Laiklik Arasındaki İnce Fark
Çoğu zaman aynı anlamda kullanılsa da aralarında küçük bir ayrım vardır:
- Laiklik: Daha çok devlet ve kurumlar düzeyindedir. Devletin din işlerine, dinin de devlet işlerine karışmamasını, devletin tüm inançlara eşit mesafede durmasını hedefler.
- Sekülerleşme / Sekülerlik: Daha çok toplum ve birey düzeyindedir. Toplumun düşünce yapısının, kültürün, ahlakın ve gündelik pratiklerin zamanla dini referanslardan bağımsızlaşması, dünyaya ve akla odaklanması sürecidir.
Kısacası; bir ülkede kurallar ve kurumlar kutsal metinlere göre değil de insanların ortak aklına ve ihtiyaçlarına göre şekilleniyorsa, orada seküler bir yapı vardır. Kişi dindar olabilir ama kamusal bir iş yaparken kararlarını dünyevi mantıkla alıyorsa seküler davranıyor demektir.